Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yürüyen Zihin

Bursa’da yürümek, sıradan bir yer değiştirme eylemi sayılmaz. Adımlarım her sabah aynı taşlara değse bile, her seferinde başka bir iç kıpırtıyla başlar bu yolculuk. Hareket, yalnızca bedeni bir noktadan başka bir noktaya taşımaz. Zihni, hatırayı, sezgiyi ve görünmez ara alanı da beraberinde sürükler.   Emir Sultan yokuşundan aşağı inerken dizlerimde hafif bir sızı, ciğerlerimde sabah serinliğinin nane gibi keskin tadı vardır. Uzakta Uludağ’ın karla karışık sisi, gözün algı sınırında durur. Ne tam seçilir ne tümüyle kaybolur. İşte tam orada, duyumun çizdiği çemberde başlar benim seyahatim. Çocukluğumda çıktığım uzun yürüyüşler gelir aklıma. Yolda yaşlılara denk gelirdim. Onlar çok konuşmazdı. Yürürken yere bakar, arada bir bastonlarını hafifçe taşlara vururdu. O vuruşların ritmi, sanki yolun nabzını tutardı. Ne hissettiklerini soramazdım. Onların yürüyüşündeki kararlılık, bana güven duygusu verirdi. Yıllar sonra anlıyorum: Algı, bana onların sesini, bastonun tok vuruşunu, ayakkabı...